Uzun bir aradan sonra tüm stajyer arkadaşlarıma ve bloğumu takip edenlere selamlarımı iletiyorum ve çok önemli bir konu üzerine değinmek ve bir stajyerimi kutlamak üzere yazıma başlıyorum.
Farz edelim stajınızı bir AB ülkesinde gerçekleştirdiniz, staj yerinizle aranız çok iyiydi, onlar sizi sevdi, siz onları sevdiniz kalmak mümkün müdür? Kısmen mümkündür. Ben Erasmus stajına gittiğimde şirketim kalmam konusunda ısrarcıydı fakat çok yanlış zamanda stajımı gerçekleştirmiştim. Çünkü o zamanlar Erasmus Stajı’na mezun olup gitme imkanınız yoktu, bu sebeple içim buruk ayrılmıştım şirketimden.
Stajımın son 3 ayında şirket beni aktif olarak kullanıyordu. Hatta bana belge bile imzalatıyorlardı. Benim 3. sınıfı bitirdiğimi kendileri de biliyordu fakat kendilerinin de 3 yıl okuduğunu ve AB’de lisans eğitiminin 3 yıl olduğunu söylüyolardı.
Zaten onlarla bir nebze aynı eğitimi almıştım, proje çizmeyi 4. sınıfta öğrenecektim, onlar proje çizmeyi yüksek lisans eğitiminde görüyorlarmış. Proje okumayı bildiğim için elime projeyi tutuşturup, Saha kontrol mühendisi olarak beni atadılar.
Bugün bu içimde ki burukluğun üzerine su serpildi çünkü çok güzel bir haber aldım. Erasmus’a gönderdiğim benimle çalışan stajyerlerimden Sümeyra Güneş hanımefendi, Erasmus stajını Eylül’de tamamlayıp çalıştığı şirketin Ankara Anlaşması çıkarması sayesinde İngiltere’de oturma ve çalışma vizesi almış, aktif olarak erasmus stajı yaptığı şirkette çalışıyormuş.
Kendisinden bizimle bir iki yazı paylaşmasını ve bilgilendirmesini rica ettim, inşallah ilerleyen günlerde onun yazılarını da bu platformu okuyan arkadaşlara ulaştıracağım.
İnanın çok mutlu oldum. Lütfen sizde hayallerinizin peşinden koşun, sıkı sıkı sarılın. Ben 2 yılı geçkindir iş hayatımdayım, fakat inanın Türkiye’de özel sektör çok boş, müdürleriniz sizden daha eğitimsiz, kültürsüz, vasıfsız adamlar genelde ve bu tarz insanların altında çalışıyorsunuz.
Yurtdışı bir nebze daha iyi buraya göre tabi ki yurtdışında çalışmanın da zorluğu yok değil.
Fakat inanın buna değer, bitirdiğiniz üniversiteden çok orda ki deneyiminiz, referanslarınız daha önemli, zaten orda tutunmuşsanız burada da tutunursunuz. Bunun en iyi örneği uzun yıllar Almanya’da yaşayıp yurda dönen ve Türkiye’de başarılı olan Almancı vatandaşlarımızdır. Çoğu şirket zaten yurtdışı tecrübenizi gördükten sonra size bakışı değişiyor.
Bazı iş görüşmelerinde yeni mezunken tecrübeniz var mı diye soruluyor. Düşünün yurt dışında bir kaç ay çalışmışsınız, orda ki tüm zorlu şartlara kadar tutunup en kötü bir referans mektubu almışsınız, İnsan kaynaklarında bu soruları size yönelten kişiyi başka daha ne bu kadar net ikna edebilir ki? Tüm zorluklara rağmen yılmayan, çalışan, vazgeçmeyen birisi var karşısında…
Bu konuda ilerleyen günlerde yazacağım, Sümeyra hanımefendinin yazısını da size paylaşacağım, kalın sağlıcakla…
